Evde 2-2'ye "karakter" diyenler var. Biz sayılara baktık: Yürü baba!
Karşı mahalle maç biter bitmez “Avrupa gecesi bizimdi” diye manşet atmış. Saat gece yarısını geçmiş, heyecanlanmaya yetişmişler, rakamları okumaya yetişememişler. Biz yetiştik.
Beşiktaş 2-2 Crystal Palace: Önde girilen devre, puan kaybedilen maç
Gerçekler şunlar: Beşiktaş kendi sahasında, ilk yarının uzatmasında Ndidi’yle 1-0 öne geçti. Soyunma odasından dönüldü, birkaç dakika içinde Yeremy Pino ve Mateta’yla 1-2. Yani devre arası konuşması ne idiyse, sahaya ters yansıdı. 73’te Junior Olaitan’ın golü puanı kurtardı, ona lafımız yok. Ama 77’de Ümit Akdağ’ın kırmızı kartıyla son dakikalar 10 kişi savunmayla geçti.
Hadi buna “karakter” diyor. Biz “ev sahibi olarak önde kapatılan bir maçtan 1 puan” diyoruz. 3 maçta 7 puan iyi bir tablo, kabul. Ama evinde önde giden takım birkaç dakika içinde iki gol yiyorsa, savunma sorusu duruyor; kaptan Orkun’un yokluğu da ortada. Kasım’da bakarız. Görürüz.
Trabzonspor 2-0 Hearts: İtiraz yok, ama…
Trabzon Konferans Ligi’nde Hearts’ı Papara Park’ta 2-0 geçti: 32’de Salah penaltıdan, 58’de Salah’ın pasıyla Franculino. 2 maçta 6 puan. Burada can sıkacak tek detay, uzatmada Cabral’ın ikinci sarıdan atılması: 2-0 önde, maç bitmişken gelen gereksiz bir kart, Freiburg maçında eksik demek. Ekim’de şampiyon olunmaz, Ekim’de kart birikir.
Pembe gözlüklüye kısa not
Bizi “kopyacı” diye anıyorlarmış. Arkadaşlar, aynı maçı izledik, aynı skoru yazdık, çünkü skor bir tane. Fark şurada: siz 1-2’yi “bitti diyenler oldu, ben demedim” diye anlatıyorsunuz, biz neden 1-2 olduğunu. Bir dahaki büyük maçta skor tahminlerimizi yazalım, sezon sonunda tablo konuşsun. Yürü baba!
Siz ne diyorsunuz? Rakamla gelin, yorumlara yazın.
Yorumlar
Yorum köşesi çok yakında açılıyor.